Hani Benim RCEP’im?

Son yıllarda, özellikle Donald Trump’ın ABD Başkanı olması ile beraber neredeyse günaşırı konuştuğumuz bir mesele korumacılık. En azından akış ve hikaye tarafında korumacı argümanların kuvvet kazandığını inkar etmek güç, ancak işin sahadaki gidişatına baktığınız zaman neredeyse tam tersi bir tablo var ve birçok ülke durmaksızın serbest ticaret anlaşmalarının sayısını artırmak için çalışıyor. Bunun en somut örneklerinden biri de geçtiğimiz haftalarda, uzun yıllar boyunca devam eden müzakereler neticesinde imzalanan RCEP, yani Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması. Paydaşlar ise ASEAN ülkeleri (Brunei, Kamboçya, Endonezya, Laos, Myanmar, Malezya, Filipinler, Singapur, Tayland ve Vietnam) ile Çin, Avustralya, Japonya, G. Kore ve…

Enerji son dönemde üzerine en çok çalışma yapılan alanlardan. Bu çalışmaların içinde de yenilenebilir enerjinin payı giderek artıyor. Ancak gaz ve petrol kaynaklı enerji kaynakları için dünyada finansman muslukları sonuna kadar açık olmasına rağmen yenilenebilir enerji için verilen finansman tabiri caizse yudum yudum ağız ıslatmaya yetecek kadardı. Bu duruma da sürdürülebilir/yeşil tahviller yetişti.

Nedir Bu Sürdürülebilir Tahviller?

Öncelikle bir tanım yapalım. Sürdürülebilir tahviller, tahvil getirilerinin çevre dostu ve çevresel fayda güden projelere yönelik kullanıldığı borçlanma araçlarıdır. İklim değişikliğine yönelik yapılan çalışmaların bir eseri olan sürdürülebilir tahviller hususunda Dünya Bankası 2008’de ilk adımı attı. 2013 yılına kadar bu alanda araştırmalar yapılıp…

Temmuz ayı ortasından bu yana adı konulmamış bir sıkılaştırma dönemini yaşıyorduk. Bir ara %7,3 seviyelerine inen AOFM Merkez’in son toplantısı öncesi %10,6 seviyesini gördü. Nereden nereye geldiğimizin hikâyesinden bir önceki yazıda bahsetmiştim ve o yazının sonunda çift haneli fonlama maliyetini görüp görmeyeceğimizi de gidişat belirleyecek demiştim. O gidişat biraz tatsız gerçekleşti. Yurt içi kaynaklı finansal piyasalarda önemli baskı gördük, kurdaki artış hızlandı. Bu arada da son 10 günde gelişmekte olan ülkelerin küresel piyasalarda ciddi dayak yediği bir döneme denk geldik. Hâlihazırdaki kırılganlıklarımızı da göz önüne aldığımızda PPK’dan faiz artırım kararı çıkması da kuvvetle muhtemel hale gelmişti.

Toplantı öncesinde piyasada yer…

2016 yılının Temmuz ayında yaşadığımız meşum hadisenin ardından, ekonomide durgunluğun önüne geçmek için yönetim bir dizi kararlar açıklamıştı. Bunlardan en önemlisi de hepimizin bildiği kredilere devlet kefaleti veren 200 Milyar TL’lik Kredi Garanti Fonu olmuştu. KGF paketinin ardından kredi rakamları patlamış, 3. Çeyrekte küçülme yaşayan Türkiye kısa süre içerisinde büyümede yeniden %5 seviyesinin üzerine çıkmıştı. Ekonomide alışık olduğumuz döngü üzerine üretime dönüşmeyen likidite, artan talep üzerinden enflasyon olarak karşımıza çıktı. Talep yönlü enflasyon ile mücadelede ise günümüzdeki sistemin en bilinen cevabı faiz artırımıydı. Ancak o dönemde TCMB değişik bir şey denedi. Piyasayı fonlamakta kullandığı -politika faizi olarak da bilinen- oran…

Özellikle finans basınının, bilhassa Brexit oylaması sonrasındaki süreçte yapmayı çok sevdiği bir geyiktir, Birleşik Krallık’ın bir “gelişmekte olan ülke” haline dönüşüyor oluşu. Bu laf salatasının gelişmekte olan ülkelere mi yoksa Birleşik Krallık’a mı daha büyük hakaret olduğu tartışmasını bir kenara bırakırsak, daha endişe verici olan şey ise bu geyiğin artık ABD için de yapılmaya başlanmış olması. Çoğunlukla klik almak için atılan sansasyonel başlıklardan öteye geçemiyor bu geyikler ama, bazen öyle şeyler yaşanıyor ki, “Acaba haklılık payı var mı?” diyorsunuz. Buna son örnek ise geçtiğimiz günlerde ABD’de Başkan Trump’ın yarım ağızla da olsa “Seçimler ertelense mi be?” diye sormasıydı. Tahmin edeceğiniz…

Hiç kimsenin beklemediği görünmez bir “düşman”; 2020 yılının başında hem gündemi hem de küresel ekonomik düzeni etkisi altına aldı. Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs dünyanın hemen her ülkesine yayıldı. Birçok ülkede gündelik hayat durma noktasına gelirken; sınır kapıları ardı ardına kapandı, yurt dışı uçuşlar durduruldu ve belki de son 50 yıldır görünmeyen bir oranda her ülke kendi kabuğuna çekildi. Virüs, öncesinde farklı platform ve mecralarda dile getirilen bir risk olmasına rağmen bu riske karşı ne devletler ne kurumlar ne de insanlar hazırlık yapamadı. Tam manasıyla olağanüstü koşulların yaşandığı neslimiz için hiç yaşanmamış bir dönemden geçiyoruz. Bu virüsün ne kadar…

Küresel Para Politikasının Yeniden Gevşeme Dönemi

Takvimler 22 Mayıs 2013’ü gösterdiğinde, FED Başkanı Ben Bernanke, varlık alım programı ve miktarsal genişlemeye aşamalı olarak son vermeyi planladıklarını açıkladı. Bu açıklama küresel kriz sonrası dönemde hayata geçirilen para politikalarından dönüşün ilk sinyali olarak kayıtlara geçti. Aradan geçen dokuz yılda başta FED olmak üzere para politikasında sıkılaşma için birçok adım atıldı, atılan adımlardan daha çok bu adımların bir nevi “yaygarası” yapıldı. Ancak sıkılaşma döngüsü tamamlanamadan küresel ekonomik sistem yeni bir durgunluk dönemi üretti. FED, 31 Temmuz 2019’da faiz oranlarında indirime gittiğini açıkladı.

2008–2009 döneminde dünya ekonomisi 1929 Büyük Buhran’dan bu yana en büyük…

“Enflasyon rakamları gerçek değil…” , “Benim enflasyonum %50…”, “O fiyata domates neredeyse gidelim biz de alalım…”, “Enflasyon düşüyor diyorlar ama pazarda işin rengi öyle değil…”, “Önceden 100 Lira’ya bir haftalık alışveriş yapardık şimdi bir günde bitiyor…”

Son dönemin birçok dost meclisinde bu sözler gelmiştir illa ki kulağımıza. Ekonomide içinden geçtiğimiz dönem hemen her kesimden insanımızı açıklanan ekonomik göstergelere karşı daha duyarlı hale getirdi. Halkın yaşantısını en çok etkileyen göstergelerin başında enflasyon ve istihdam verileri geldiği için de bu verilerin reaksiyonu sohbet gündemlerimizde daha çok yer ediniyor. …

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store